DOLAR 46,5036 0.05%
EURO 52,8634 -0.15%
ALTIN 5.997,79-2,36
BITCOIN 2784726-3.93309%
Ankara
27°

AÇIK

SABAHA KALAN SÜRE

admin

admin

24 Haziran 2026 Çarşamba

TBMM Başkanı Kurtulmuş, Bakü’de temaslarda bulundu

TBMM Başkanı Kurtulmuş, Bakü’de temaslarda bulundu
0

BEĞENDİM

ABONE OL

TBMM Başkanı Kurtulmuş, Azerbaycan’ın başkenti Bakü’de düzenlenen İslam İşbirliği Teşkilatı Parlamento Birliği (İSİPAB) 20. Konferansı kapsamında, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti (KKTC) Cumhuriyet Meclisi Başkanı Ziya Öztürkler ile bir araya geldi.

Haydar Aliyev Kültür Merkezi’nde gerçekleşen görüşmede, Türkiye ve KKTC arasındaki ikili ve parlamentolar arası ilişkiler ile KKTC’nin uluslararası alanda tanınırlığını ve görünürlüğünü artırmak için yürütülen diplomatik çabalar ele alındı, bölgesel ve küresel görüşmeler değerlendirildi.

TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş, görüşmede, Türkiye olarak Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin bütün uluslararası platformlarda tanınırlığının artırılabilmesi için üstün bir gayreti sürdürdüklerini belirterek, bu platformlardan birisinin de İslam İşbirliği Teşkilatı ve İSİPAB olduğunu belirtti.

KKTC’nin gözlemci üye olarak bu konferansta bulunmasının ve Öztürkler’in konuşma yapmasının fevkalade önemli olduğunu söyleyen Kurtulmuş, KKTC’nin daha fazla uluslararası platformda tanınırlığını sağlamak için gayret göstereceklerini vurguladı.

Türkiye’nin her alanda KKTC’nin yanında durduğunu belirten Kurtulmuş, şunları kaydetti:

“Her türlü bölgesel gerilimleri, bölgede oluşturulmaya çalışılan provokasyonları, Rum tarafının aşırı silahlandırılma çabalarını, oralarda bazı devletlerin üsler kurarak bölgedeki dengeyi bozma çabalarını çok dikkatle takip ettiğimizi ifade etmek isterim. Bu vesileyle bir kere daha şunu da söyleyeyim. Türkiye Cumhuriyeti Devleti, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin ve Kıbrıs’ın tamamının garantörüdür. Burada Türkiye’nin garantörlük vasfını kullanmaktan asla vazgeçmeyeceğinin herkes tarafından bilinmesi gerekir. Kıbrıslı Türklerimiz, Türk kardeşlerimiz ve Türkiye Cumhuriyeti Devleti tarafından kabul edilmeyecek hiçbir oldubittiye müsaade edilmeyeceğinin herkes tarafından çok net görülmesini, anlaşılmasını istiyoruz.”

KKTC Cumhuriyet Meclisi Başkanı Ziya Öztürkler ise Kıbrıs Türk halkının özgürce yaşayabilmesi için anavatan Türkiye’nin her daim Kıbrıs Türk halkının yanında durduğunu hatırlattı.

Kıbrıs Türk halkının sesini ve haklı davasını uluslararası her platformda anlatabilmek adına anavatan Türkiye’nin, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın liderliğinde büyük bir gayret ortaya koyduğunu ifade eden Öztürkler, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Kıbrıs Türk halkına sanatta, kültürde, spor alanında uygulanan haksız izolasyonların bir an önce kaldırılması gerektiğini her noktada vurguladık ve vurgulamaya devam edeceğiz. Ama biz hem Türkiye Cumhuriyeti bayrağını hem de Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti bayrağını hep yan yana özgür bir şekilde dalgalandırmaya devam edeceğiz. Kıbrıs Türk halkı için adadaki Türk askerinin varlığı bir tartışma konusu değildir. Türk askeri vardır ve var olmaya devam edecektir. Aynı şekilde Anavatan Türkiye Cumhuriyetimizin garantörlüğü de hiçbir noktada tartışma konusu olmadı ve olmayacaktır.”

Görüşmede, Türkiye-Azerbaycan Parlamentolar Arası Dostluk Grubu Başkanı ve AK Parti İstanbul Milletvekili Şamil Ayrım, TBMM Katip Üyesi ve İYİ Parti Çanakkale Milletvekili Rıdvan Uz, AK Parti Nevşehir Milletvekili Emre Çalışkan, AK Parti Elazığ Milletvekili Mahmut Rıdvan Nazırlı, MHP Kütahya Milletvekili Ahmet Erbaş ile Türkiye’nin Bakü Büyükelçisi Birol Akgün de yer aldı.

TBMM Başkanı Kurtulmuş, Azerbaycan Başbakanı Esedov ile görüştü

Kurtulmuş, İslam İşbirliği Teşkilatı Parlamento Birliği (İSİPAB) 20. Konferansı dolayısıyla bulunduğu Bakü’de Azerbaycan Başbakanı Ali Esedov ile bir araya geldi.

Başbakanlık binasında gerçekleşen görüşmede, Şuşa Beyannamesi ile müttefiklik düzeyine ulaşan ikili ilişkilerin, ekonomi, eğitim, kültür, enerji ve ulaştırma gibi her alanda daha da geliştirilmesi ile parlamentolar arası işbirliğinin artırılması konusunda değerlendirmelerde bulunuldu, bölgesel ve küresel meseleler ele alındı.

TBMM Başkanı Kurtulmuş, görüşmede, Azerbaycan Milli Meclisinin ev sahipliğinde çok başarılı bir toplantı gerçekleştirildiğini, güzel tartışmaların yapıldığını ve görüşlerin paylaşıldığını belirterek, İSİPAB Konferansı’nın sonuçlarının faydalı olmasını temenni etti.

Türkiye-Azerbaycan ilişkilerinin geldiği noktadan duydukları memnuniyeti dile getiren Kurtulmuş, Karabağ’daki haklı mücadelesinde Azerbaycan’ın gösterdiği cesaret ve kahramanlıkla elde edilen zaferden sonra çok daha gelişmiş bir Karabağ’ın ortaya çıkacağına emin olduklarını kaydetti.

Karabağ zaferiyle Kafkaslar’daki dengenin değiştiğini, Türk dünyasının öneminin bütün bölge ülkeleri ve dünya ülkeleri nezdinde arttığını vurgulayan Kurtulmuş, Ermenistan ile yürütülen müzakerelerde sonuna kadar gidilerek olumlu sonuçlar elde edilmesi arzusunu paylaştı.

Kurtulmuş, Orta Koridor’un önemine de dikkati çekerek, bu koridorun açık tutulması ve daha da güçlendirilmesi için her türlü çalışmayı yaptıklarını belirtti.

ABD ve İran arasında İsviçre’deki müzakerelerin bölgeye yeni bir pencere açacağını, Orta Doğu’daki dengeleri yakından etkileyeceğini ifade eden Kurtulmuş, barışın kalıcı olmasını temenni etti.

TBMM Başkanı Kurtulmuş, çatışmaların müzakere masasında çözülebileceğine inandıklarını, Rusya-Ukrayna Savaşı başta olmak üzere müzakere ve diplomasi yoluyla tarafların istedikleri sonuçları elde edebileceklerini kaydetti.

Görüşmede, Türkiye-Azerbaycan Parlamentolar Arası Dostluk Grubu Başkanı ve AK Parti İstanbul Milletvekili Şamil Ayrım, TBMM Katip Üyesi ve İYİ Parti Çanakkale Milletvekili Rıdvan Uz, İSİPAB Türk Grubu Başkanı ve AK Parti Şanlıurfa Milletvekili Abdürrahim Dusak, AK Parti Nevşehir Milletvekili Emre Çalışkan, MHP Kütahya Milletvekili Ahmet Erbaş ile Türkiye’nin Bakü Büyükelçisi Birol Akgün de yer aldı.

TBMM Başkanı Kurtulmuş, Bakü’de Azerbaycan Milli Meclisi Başkanı Gafarova ile görüştü

Kurtulmuş, Azerbaycan’ın başkenti Bakü’de düzenlenen İslam İşbirliği Teşkilatı Parlamento Birliği (İSİPAB) 20. Konferansı kapsamında Azerbaycan Milli Meclisi Başkanı Sahiba Gafarova ile bir araya geldi.

Haydar Aliyev Kültür Merkezi’nde gerçekleşen baş başa görüşmede, iki ülke arasındaki stratejik müttefikliğin Şuşa Beyannamesi doğrultusunda her alanda güçlendirilmesi kararlılığı vurgulandı.

Kurtulmuş, Endonezya’dan devralınan İSİPAB Dönem Başkanlığı dolayısıyla Gafarova’yı tebrik ederek, İSİPAB 20. Konferansı’nın hayırlı sonuçlar vermesini temenni etti.

Devamını Oku

Dirk Kuyt, 11 yıl sonra Fenerbahçe’ye yardımcı antrenör olarak döndü

Dirk Kuyt, 11 yıl sonra Fenerbahçe’ye yardımcı antrenör olarak döndü
0

BEĞENDİM

ABONE OL

Sarı-lacivertli kulüpten “Ailemize yeniden ‘Hoş geldin’ Dirk Kuyt” başlığıyla yapılan açıklamada, 2012-2015 yıllarında Fenerbahçe’de forma giyen 45 yaşındaki Hollandalı çalıştırıcı ile sözleşme imzalandığı belirtildi.

Kuyt’ın 2013-2014 sezonunda kazanılan Süper Lig şampiyonluğunda önemli rol üstlendiğinin vurgulandığı açıklamada, şu ifadelere yer verildi:

“Profesyonelliği, çalışkanlığı ve mücadeleci karakteriyle taraftarımızın sevgisini ve takdirini kazanan Dirk Kuyt, yuvasına geri döndü. 120. yılımızda şampiyonluk hedefiyle çıktığımız bu yolda, Dirk Kuyt’ı teknik direktörümüz İsmail Kartal’ın birinci yardımcı antrenörü olarak yeniden ailemizde görmekten büyük bir mutluluk ve heyecan duyuyoruz. Bazı bağlar yeniden kurulmaz çünkü hiç kopmaz.”

Dirk Kuyt, son olarak geçen sezon ülkesinin Dordrecht takımında teknik direktör olarak görev yaptı.

Devamını Oku

TBMM Başkanı Kurtulmuş, Azerbaycan Başbakanı Esedov ile görüştü

TBMM Başkanı Kurtulmuş, Azerbaycan Başbakanı Esedov ile görüştü
0

BEĞENDİM

ABONE OL

Başbakanlık binasında gerçekleşen görüşmede, Şuşa Beyannamesi ile müttefiklik düzeyine ulaşan ikili ilişkilerin, ekonomi, eğitim, kültür, enerji ve ulaştırma gibi her alanda daha da geliştirilmesi ile parlamentolar arası işbirliğinin artırılması konusunda değerlendirmelerde bulunuldu, bölgesel ve küresel meseleler ele alındı.

TBMM Başkanı Kurtulmuş, görüşmede, Azerbaycan Milli Meclisinin ev sahipliğinde çok başarılı bir toplantı gerçekleştirildiğini, güzel tartışmaların yapıldığını ve görüşlerin paylaşıldığını belirterek, İSİPAB Konferansı’nın sonuçlarının faydalı olmasını temenni etti.

Türkiye-Azerbaycan ilişkilerinin geldiği noktadan duydukları memnuniyeti dile getiren Kurtulmuş, Karabağ’daki haklı mücadelesinde Azerbaycan’ın gösterdiği cesaret ve kahramanlıkla elde edilen zaferden sonra çok daha gelişmiş bir Karabağ’ın ortaya çıkacağına emin olduklarını kaydetti.

Karabağ zaferiyle Kafkaslar’daki dengenin değiştiğini, Türk dünyasının öneminin bütün bölge ülkeleri ve dünya ülkeleri nezdinde arttığını vurgulayan Kurtulmuş, Ermenistan ile yürütülen müzakerelerde sonuna kadar gidilerek olumlu sonuçlar elde edilmesi arzusunu paylaştı.

Kurtulmuş, Orta Koridor’un önemine de dikkati çekerek, bu koridorun açık tutulması ve daha da güçlendirilmesi için her türlü çalışmayı yaptıklarını belirtti.

ABD ve İran arasında İsviçre’deki müzakerelerin bölgeye yeni bir pencere açacağını, Orta Doğu’daki dengeleri yakından etkileyeceğini ifade eden Kurtulmuş, barışın kalıcı olmasını temenni etti.

TBMM Başkanı Kurtulmuş, çatışmaların müzakere masasında çözülebileceğine inandıklarını, Rusya-Ukrayna Savaşı başta olmak üzere müzakere ve diplomasi yoluyla tarafların istedikleri sonuçları elde edebileceklerini kaydetti.

Görüşmede, Türkiye-Azerbaycan Parlamentolar Arası Dostluk Grubu Başkanı ve AK Parti İstanbul Milletvekili Şamil Ayrım, TBMM Katip Üyesi ve İYİ Parti Çanakkale Milletvekili Rıdvan Uz, İSİPAB Türk Grubu Başkanı ve AK Parti Şanlıurfa Milletvekili Abdürrahim Dusak, AK Parti Nevşehir Milletvekili Emre Çalışkan, MHP Kütahya Milletvekili Ahmet Erbaş ile Türkiye’nin Bakü Büyükelçisi Birol Akgün de yer aldı.

Devamını Oku

Türk savunma sanayisinde “kuantum” dönemi

Türk savunma sanayisinde “kuantum” dönemi
0

BEĞENDİM

ABONE OL

Savunma Sanayii Başkanlığının (SSB) ev sahipliğinde, Yükseköğretim Kurulu (YÖK) Başkanı Prof. Dr. Erol Özvar, üniversite rektörleri, akademisyenler ve sektör paydaşlarının katılımıyla “SSB Kuantum Programı Tanıtımı” gerçekleştirildi.

Programın açılışında konuşan Görgün, Kuantum Programı ile savunma sanayinin geleceğine, Türkiye’nin teknolojik bağımsızlığına ve önümüzdeki dönemin güvenlik mimarisine dair güçlü bir vizyon ortaya koyduklarını söyledi.

Kuantum teknolojilerinin teorik bir bilim alanı olmanın ötesine geçerek stratejik bir kabiliyet alanına dönüştüğüne işaret eden Görgün, hesaplama, algılama ve haberleşme alanlarında ortaya çıkan yeni nesil kabiliyetlerin savunma sanayinin geleceğini doğrudan etkilediğini vurguladı.

Kuantum teknolojilerinin kriptolojiden optimizasyona, veri analizinden simülasyona ve sinyal bağımsız navigasyon sistemlerine kadar geniş bir yelpazede stratejik kabiliyetler sunduğunu anlatan Görgün, bu alanda dünya ile bir yarış içinde olduklarını belirtti.

Savunma sanayinde elde edilen birikimin ve modelin dünyada yakından takip edildiğini aktaran Görgün, şunları kaydetti:

“Farklı stratejiler, farklı yol haritaları, farklı çevik yaklaşımlarla kendi önceliklerimizi gözeterek insan kıymetimizi yeteneklerimizi geliştirerek ve yatırımlarımızı buna göre yönlendirerek yapmak zorundayız. Kritik teknolojilerde dışa bağımlılık, yalnızca bir tedarik meselesi değil, egemenliğin aslında sessizce devredilip devredilmemesi meselesidir. Savunma Sanayii Başkanlığında biz bunu çok iyi biliyor ve çok iyi tecrübe ediyoruz. İşte özellikle son 20 yılda Sayın Cumhurbaşkanımızın liderliğinde bizlere verdiği sorumluluk, motivasyon ve güven ile birlikte, biz bu dışa bağımlılığı azaltıyoruz. Yeni teknolojileri kendimize özgün yaklaşımlarla sahada güvenlik güçlerimizden aldığımız saha bilgilerini hızlı bir şekilde kıymetlendirerek ürüne dönüştürerek ve geliştirerek bu egemenliğimizin devredilmemesi hususunda gayretle çalıştık, ürettik ve üretmeye devam ediyoruz.”

“Yalnızca ayakta kalmaya çalışmak strateji olamaz”

Haluk Görgün, SSB’nin AR-GE ve strateji çalışmalarını belirlerken ekosisteminde bulunan tüm paydaşların bütün yeteneklerini en iyi şekilde kullanılabilecek şekilde planlama yaptığını belirtti.

Savunma sanayindeki dışa bağımlılıkların birçok alanda yerini yerli üretim gücüne bıraktığına dikkati çeken Görgün, konuşmasını şöyle sürdürdü:

“Bugün savunma sanayinde elde ettiğimiz birikim, dünyanın yakından takip ettiği bir süreç olarak tezahür etmeye başladı. Sadece maliyet etkin ve teknoloji etkin ürünlerimiz değil, dünyada savunma sanayi şirketleri sıralamasında ilk 100’e giren ilk 50’ye giren şirketlerimizin başarı hikayeleri, yönetsel olarak ortaya koyduğu performanslar, Savunma Sanayi Başkanlığımızın koordinasyonu eş güdümü bir model olarak aslında birçok ülke tarafından değerlendirilmektedir. Dolayısıyla bunları hangi yeni teknoloji olursa olsun, hangi konu olursa olsun biz en iyisini yapıp model oluşturabilme potansiyeline sahip bir birikimimizin olduğunu ifade etmek için paylaşıyorum. Yıllar içinde olgunlaşan bir mühendislik aklımız var. Derinleşen ekosistemimiz var ve her adımda pekişen bir tecrübemiz var. Dolayısıyla bu birikimler, bu geçmiş bizde bu özgüveni oluşturdu. İçinde bulunduğumuz çağ, kritik teknolojilerde doğru alana doğru zamanda yatırım yapanların milli egemenliğini teminat altına aldığı ve kendi iradesiyle bunu şekillendirdiği bir çağ olduğunu ifade etmeye çalışıyorum. Bu dönemde yalnızca ayakta kalmaya çalışmak, asla bir strateji olamaz. Biz özgün ürünleri geliştirmek ve bu özgün ürünler ve kritik kabiliyetlerde belirleyici aktörler olmak zorunda olduğumuzu bir kez daha ifade etmek istedim.”

Milli Yetkinlik Hamlesi ve genç mühendislik gücü

SSB Başkanı Görgün, insan kaynağının önemine değinerek, bugünün ve geleceğin yetenek setini belirlemek amacıyla Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın onayıyla “Milli Yetkinlik Hamlesi” programını başlattıklarını hatırlattı.

Savunma sanayinin yaş ortalamasının 34 olduğunu ve bu rakamın gelişmiş ülkelere kıyasla en az 20 yıl daha genç bir kitleye işaret ettiğini bildiren Görgün, Türkiye’nin savunma sanayi ihracatında 11’inci sırada yer aldığı bilgisini paylaştı.

Görgün, teknolojinin hızlı ilerlemesi karşısında güvenlik güçlerinin ihtiyaç duyacağı sistemleri en hızlı ve maliyet etkin şekilde üretmek için gayret göstermeye devam edeceklerini sözlerine ekledi.

Kritik projeler için imzalar atıldı

Konuşmaların ardından etkinlik kapsamında stratejik öneme sahip projeler için imza törenleri gerçekleştirildi.

Bu çerçevede, “Süper İletken Kuantum İşlemci Birimi (QPU) Geliştirilmesi Projesi”, “Navigasyon Amaçlı ve Denizaltı Tespiti için Kuantum Manyetometre Kullanımı ve Gösterimi (KERTERİZ) Projesi”, “Savunma Sanayii Kuantum Teknolojileri Stratejik Yetkinlik Geliştirme İş Birliği Protokolü” ve “SSB Kuantum Algoritma Yarışması” için ayrı ayrı imza törenleri gerçekleştirildi.

Etkinlikte, SSB Kuantum Programı Tanıtım Sunumu, SSB AR-GE ve Teknoloji Yönetimi Daire Başkanlığı yetkilileri tarafından yapılırken, açılışı gerçekleştirilen Türkiye Kuantum Platformu’na ilişkin bilgilendirme yapıldı.

YÖK Başkanı Özvar: Kuantum alanında uzman akademik kadroların yetiştirilmesi önceliklerimiz arasında

Yükseköğretim Kurulu (YÖK) Başkanı Erol Özvar, Ankara’da düzenlenen Savunma Sanayii Başkanlığı Kuantum Programı’nın tanıtımında yaptığı konuşmada, Türkiye’nin son 20 yılda Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan liderliğinde savunma sanayi alanında tarihi bir dönüşüm gerçekleştirdiğini belirtti.

Türkiye’nin bu alanda küresel ölçekte etkin konuma ulaştığını ifade eden Özvar, “Sayın Cumhurbaşkanımızın liderliğinde yürütülen güçlü vizyon sayesinde savunma sanayimiz bugün yalnızca kendi ihtiyaçlarını karşılayan bir yapı olmaktan çıkmış, geliştirdiği ileri teknolojilerle küresel ölçekte bir aktör haline gelmiştir. Artık dünyanın farklı bölgelerine savunma sanayi ürünlerinin yanında savunma sanayi ekosistemini, teşkilat yapısını ve çalışma yöntemlerini de ihraç eden bir konuma ulaşmıştır.” diye konuştu.

Savunma sanayisinde elde edilen başarıların Türkiye’nin bilim, teknoloji ve mühendislik kapasitesinin ulaştığı seviyeyi gösterdiğini vurgulayan Özvar, insansız hava araçlarından uydu sistemlerine, elektronik harp teknolojilerinden haberleşme altyapılarına, hava savunma sistemlerinden milli muharip uçağa kadar pek çok alandaki başarının Türkiye’nin yüksek teknoloji üretme kapasitesinin somut birer göstergesi olduğunu dile getirdi.

Özvar, savunma sanayisinde tam bağımsızlığa ulaşabilmek için mevcut teknolojilerin de ötesine geçilmesi gerektiğini belirterek, “Geleceğin kritik teknolojilerini geliştirebilmemiz gerekmektedir. Stratejik alanlarda dışa bağımlılığın azaltılması hatta tamamen ortadan kaldırılması, milli güvenliğimizin ve teknolojik egemenliğimizin temel şartlarından bir tanesidir.” dedi.

Bugün teknolojik üstünlüğün yapay zeka, siber güvenlik, yarı iletken teknolojiler, ileri malzemeler ve kuantum teknolojileri gibi alanlarda elde edilen bilgi, kapasite ve yetkinliklerle şekillendiğine dikkati çeken Özvar, savunma sanayisinin geleceği ile üniversitelerin araştırma kapasitesi arasında doğrudan ve güçlü bir ilişki kurulmasının hayati önem taşıdığını dile getirdi.

Savunma sanayisinin ihtiyaç duyduğu bilgi, teknoloji ve insan kaynağının sürdürülebilir biçimde geliştirilmesinin ancak güçlü bir üniversite-sektör işbirliğiyle mümkün olabileceğini ifade eden Özvar, akademik bilgi ile uygulama tecrübesinin bir araya gelmesinin, araştırmaların ürüne, projelerin ise teknolojiye dönüşmesi ve nitelikli insan kaynağının yetiştirilmesi bakımından büyük öneme sahip olduğunu kaydetti.

YÖK olarak üniversitelerin Türkiye’nin kalkınma hedeflerine ve kritik teknoloji alanlarına daha fazla katkı sunmasını desteklediklerini ve savunma sanayinin bunların başında geldiğini aktaran Özvar, bu kapsamda 2023’te imzalanan çatı protokolün AR-GE ve ÜR-GE faaliyetlerinin güçlendirilmesi, nitelikli insan kaynağının yetiştirilmesi ve üniversite sanayi işbirliğinin geliştirilmesi için güçlü zemin oluşturduğunu söyledi.

Bu kapsamda savunma sanayi alanına yönelik hayata geçirilen çeşitli işbirliklerine ilişkin bilgi veren Özvar, şunları kaydetti:

“Savunma Sanayi Başkanlığımız ile yürütülen çalışmaların bir sonucu olarak bu yıl Ankara, Kırıkkale ve Hitit üniversitelerinde patlayıcı ve enerjetik malzemeler ön lisans programına ilk öğrencilerimizi alıyoruz. Ayrıca bu yıl Kırıkkale Silah Sanayi İhtisas Organize Sanayii Bölgesi içinde bir de Silah İhtisas OSB Meslek Yüksekokulunu açmış bulunuyoruz. Bahsi geçen ön lisans programı da burada bu sene faaliyete geçecektir. Bu yıl başlattığımız bu modeli savunma sanayimizin ihtiyaç duyduğu diğer alanlara da yaygınlaştırmayı ve önümüzdeki yıl yeni programlar açmayı da planlamaktayız.”

Bugün ise işbirliklerini geleceğin en stratejik teknoloji alanlarından biri olan kuantum teknolojilerine taşıdıklarını belirten Özvar, dünyada yaşanan gelişmelerin kuantum teknolojilerinin gelecek yıllarda savunmadan haberleşmeye, siber güvenlikten sağlık teknolojilerine kadar çok geniş alanda dönüştürücü etkiler oluşturacağının açık olduğunu dile getirdi.

Kuantum hesaplama, kuantum haberleşme ve kuantum algılama teknolojilerinin geleceğin stratejik rekabet alanları arasında yer aldığına işaret eden Özvar, bu teknolojilerin yalnızca ekonomik değil, aynı zamanda güvenlik ve egemenlik açısından da ülkeler için kritik öneme sahip olduğunu vurguladı. Özvar, “Bu nedenle ülkemizin kuantum alanında güçlü bir insan kaynağı ve araştırma altyapısı oluşturması bir tercih değil zorunluluktur.” dedi.

Bu kapsamda YÖK olarak yüksek öğretim sisteminde kuantum teknolojilerine yönelik yeni programların açılması üzerinde çalıştıklarını bildiren Özvar, “Önümüzdeki dönemde lisans seviyesinde kuantum odaklı yeni programların hayata geçirilmesini planlıyoruz. Bu süreçte fizik bölümlerimizin birikiminden yararlanarak burada bazı programların dönüşümü ve yeniden yapılandırılmasına başladık. Bu anlamda ilk çalışmayı Gebze Teknik Üniversitesi ile başlattık. Bunun yanında yüksek lisans ve doktora seviyesinde yeni programların açılması, disiplinler arası araştırmaların teşvik edilmesi ve kuantum alanında uzman akademik kadroların yetiştirilmesi de önceliklerimiz arasında yer alacaktır.” şeklinde konuştu.

Savunma Sanayii Başkanlığı, üniversiteler ve YÖK arasında imzalanan “Savunma Sanayi Kuantum Teknolojileri Stratejik Yetkinlik Geliştirme İşbirliği Protokolü”nün bu noktada önemli bir zemin oluşturduğunun altını çizen Özvar, protokole dahil edilen üniversitelerin tamamının kuantum teknolojileri ve ilgili alanlarda önemli araştırma kapasitesine ve kalitesine sahip olduğunu kaydetti.

YÖK Başkanı Özvar, üniversitelerin bu alandaki güçlü akademik birikimiyle Türkiye’nin kuantum ekosisteminin gelişmesine önemli katkılar vereceğini vurguladı.

Protokolün kuantum hesaplama, kuantum algılama ve kuantum haberleşme alanlarında nitelikli insan kaynağının yetiştirilmesini, eğitim programlarının geliştirilmesini, araştırma kapasitesinin güçlendirilmesini ve sürdürülebilir bir kuantum ekosistemi oluşturulmasını hedeflediğini aktaran Özvar, şunları söyledi:

“Protokol kapsamında ön lisanstan doktora seviyesine kadar eğitim programlarının geliştirilmesi, mevcut programların güncellenmesi, sertifika programlarının oluşturulması, disiplinler arası eğitim içeriklerinin hazırlanması ve araştırma merkezleri ile laboratuvar altyapılarının güçlendirilmesi öngörülmektedir. Ayrıca burslar, staj programları, araştırma projeleri, yaz okulları ve teknik etkinlikler yoluyla gençlerimizin bu alana yönlendirilmesi hedeflenmektedir.”

Devamını Oku

İletişim Başkanı Duran: Türkiye’nin NATO’da çevreden merkeze geçtiğini görüyoruz

İletişim Başkanı Duran: Türkiye’nin NATO’da çevreden merkeze geçtiğini görüyoruz
0

BEĞENDİM

ABONE OL

Duran, 36. NATO Zirvesi kapsamında gazete ve televizyon kanallarının Ankara temsilcileri ile bir araya geldi.

İletişim Başkanı Duran, Ankara’da düzenlenecek NATO Zirvesi’ne ilişkin yaptığı değerlendirmede, NATO’nun 1949’dan bu yana ayakta kalan en uzun ömürlü ve en kurumsal güvenlik ittifaklarından biri olduğunu belirterek, tarihte belirli tehditlere karşı birçok ittifakın kurulduğunu, fakat tehdit değişince ya dağıldığını ya da etkisini kaybettiğini ifade etti.

“NATO’nun farkı, tehdit değiştikçe kendisini yenileyebilmesinde yatmaktadır” diyen Duran, Soğuk Savaş’ta Sovyet tehdidine karşı caydırıcılık sağlayan NATO’nun, Soğuk Savaş sonrasında ise Balkanlar, terörizm ve barışı koruma görevleriyle yeni roller üstlendiğini anlattı.

Eskiden güvenliğin daha çok sınır, ordu, tank, uçak, gemi ve cephe hattı üzerinden düşünüldüğünü dile getiren Duran, “Bugün güvenlik, siber alanı, enerji hatlarını, kritik altyapıları, tedarik zincirlerini, kamuoyu algısını, dezenformasyonu ve toplumsal dayanıklılığı da kapsıyor. Bugün yeniden konvansiyonel savaş, siber tehdit, hibrit saldırılar ve nükleer riskler karşısında kendisini dönüştürmektedir. Dolayısıyla, NATO’nun gücü yalnızca askeri kapasitesinden değil, her tarihsel kırılmada kendisini yeniden üretebilmesinden kaynaklanmaktadır.” değerlendirmesinde bulundu.

“Türkiye’nin NATO’da çevreden merkeze geçtiğini görüyoruz”

İletişim Başkanı Duran, şunları kaydetti:

“Türkiye, NATO’ya katıldığı 1952 yılında daha çok İttifak’ın güneydoğu kanadında bir cephe ülkesi olarak konumlanırken bugün bu rolün değiştiğini, Türkiye’nin NATO’da çevreden merkeze geçtiğini görüyoruz. Türkiye artık sadece NATO sınırlarını koruyan bir ülke değil, NATO’yu ilgilendiren hemen hemen her konuda merkezi konumda bulunan bir müttefiktir.

Türkiye NATO’nun 360 derece güvenlik anlayışının merkezindedir. Günümüzde NATO’nun yalnızca doğudan gelen tehditlere odaklanması bir eksiklik olacaktır. Zira tehditler artık tek yönden gelmemektedir. Rusya-Ukrayna Savaşı, Gazze’deki soykırım ve ABD-İran gerilimi, NATO’nun birden fazla cephede karşı karşıya kaldığı en önemli krizlerdir.”

Türkiye’nin krizlerde gerilimi azaltan aktör olduğuna işaret eden Duran, Türkiye’nin yaklaşımının, gerilimi artırmamak, çatışmayı derinleştirmemek, diplomasiye alan açmak şeklinde olduğunu aktardı. Duran, bu yönüyle, Türkiye’nin hem caydırıcılığa sahip hem de diplomasi kanallarını açık tutabilen bir ülke olarak öne çıktığını vurguladı.

“Türkiye, küresel ölçekte etkin bir aktör haline gelmiştir”

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın liderliğinde, Türkiye’nin, krizlerin çözümünde kararlılıkla inisiyatif alan, diplomasi masalarının kurulmasına öncülük eden, bölgesel ve küresel barış için çaba göstererek güvenlikten insani yardıma kadar birçok alanda sorumluluk üstlenen küresel ölçekte etkin bir aktör haline geldiğinin altını çizen Duran, “Türkiye, Sayın Cumhurbaşkanımızın liderliğinde güvenli liman olarak ön plana çıkmakta, bir ‘Türkiye ekseni’ inşa etmektedir.” diye konuştu.

NATO Kara Komutanlığının İzmir’de, NATO Süratli İntikal Edebilir Kolordusu Karargahının ise İstanbul’da bulunduğunu dile getiren Duran, “TCG Anadolu önderliğindeki Türk Deniz Görev Kuvveti, 2026’da Baltık’a uzanan NATO tatbikatı Steadfast Dart-26’ya iştirak etmiştir. Hava Polisliği kapsamında Estonya (2026), Romanya (2027) ve Litvanya’da (2028) taahhütler bulunmaktadır.” ifadesini kullandı.

“Yeni konsept, daha yetenekli ve külfeti adil paylaşan bir ittifakı öngörmektedir”

İletişim Başkanı Duran, gelecek yıl NATO üyeliğinin 75. yıl dönümünü kutlamaya hazırlanan Türkiye’nin ev sahipliğinde gerçekleşecek 36. NATO Zirvesi’nin, ittifakın geleceği açısından da küresel güvenlik mimarisinin geleceği bakımından da kritik öneme sahip olduğunun altını çizdi.

NATO Ankara Zirvesi’nin, Türkiye’nin diplomatik ağırlığını görünür kılacağına değinen Duran, şöyle devam etti:

“2026 Ankara Zirvesi yalnızca bir ev sahipliği meselesi değil. Türkiye’nin NATO içindeki yükselen ağırlığını gösteren diplomatik bir sahne. Zirve, Türkiye’nin askeri katkısını, savunma sanayisini, kriz yönetimi kapasitesini ve lider diplomasisini aynı anda görünür kılacaktır. Ankara’nın Zirve’ye ev sahipliği sembolik açıdan da güçlüdür. NATO’nun güvenlik haritası yalnızca Batı Avrupa merkezli değil, Güney ve Doğu Avrupa, Karadeniz ve Orta Doğu bağlantılı düşünülmelidir. Külfet paylaşımı Zirve’nin temel gündem maddelerinden birini oluşturmaktadır. Değişen güvenlik mimarisi, NATO müttefiklerini savunma harcamalarını yeniden değerlendirmeye itmektedir. Bu çerçevede Ankara, yüzde 3,5+1,5 hedefine 2030 sonunda ulaşmayı hedeflemektedir. ‘NATO 3.0’ söylemi olarak ifade edilen yeni konsept, daha yetenekli ve külfeti adil paylaşan bir ittifakı öngörmektedir. Türkiye bu yaklaşımı başlangıçtan itibaren desteklemektedir.”

“Türkiye’nin savunma sanayisi NATO’nun caydırıcılık kapasitesi için stratejik güç çarpanı”

Türk savunma sanayisinin Türkiye’nin stratejik otonomisini artıran ve NATO’nun toplam kapasitesine katkı sunan bir unsur olduğunu belirten Duran, “Türkiye’nin bu alanlardaki kapasitesi, NATO için de önem taşımaktadır, zira NATO’nun gelecekte yalnızca asker sayısına değil, üretim kapasitesine, teknolojik esnekliğe ve tedarik güvenliğine ihtiyacı olacak. Türkiye’nin savunma sanayisindeki yükselişi, yalnızca milli güvenliğimiz için değil, NATO’nun caydırıcılık kapasitesi için de stratejik bir güç çarpanıdır.” yorumunu yaptı.

Duran, “Türkiye, bu nedenle bir NATO müttefikinin savunma kapasitesine getirilen her türlü kısıtlamayı, aslında ittifakın toplam caydırıcılığına getirilen bir kısıtlama olarak görmektedir.” sözlerini sarf etti.

“Savunma Sanayi Forumu ilk kez Zirve’nin resmi programının bir parçası haline gelecek” ifadesini kullanan Duran, son 3-4 yılda Zirve’nin bir yan etkinliği şeklinde tasarlanan Forumun, ilk kez Ankara Zirvesi’nde resmi programın bir parçası haline getirildiğini söyledi.

“İstanbul İşbirliği Girişimi Dışişleri Bakanları Toplantısı düzenlenecek”

İletişim Başkanı Duran, 2004’te İstanbul’daki NATO Zirvesi’nde hayata geçirilen ve Katar, Bahreyn, Kuveyt ile Birleşik Arap Emirlikleri’nin yer aldığı İstanbul İşbirliği Girişimi kapsamında, Dışişleri Bakanları düzeyinde özel bir oturum düzenleneceğini ve NATO İstanbul İşbirliği Girişimi Dışişleri Bakanları Toplantısı yapılacağını bildirdi.

Türkiye’nin bu yıl uluslararası pek çok etkinliğe ev sahipliği yapacağını belirten Duran, “28-29 Haziran’da İstanbul’da NATO Parlamenterler Zirvesi, sonbaharda Ankara’da Türk Devletleri Teşkilatı’nın 13. Devlet Başkanları Toplantısı, Ekim ve Kasım aylarındaysa Antalya’da 77. Uluslararası Uzay Kongresi ve Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Taraflar Konferansı’na (COP-31) ev sahipliği yapacak.” bilgisini paylaştı.

Devamını Oku
CANLI